4 Ekim 2013 Cuma

KIYMALI PİDE

Selam Dostlar,
 
Bugün de yaptığım pideyi sizlerle paylaşacağım. Bloğum her telden çalsın da çiftetelli oynayayım dedim. evet canlarım yemeğim malum kıymalı pide. İlk kez yapışıma göre nefis oldu doğrusu, anamın ki gibi oldu. Rahmetli babamın da fırıncı olduğu gerçeğini göz önünde bulundurursak, ben bu hamur işini iyi kıvırıyorum.
 
Eveeet,fırıncının kızı öncelikle malzemeleri takdim eder.

Çinli garip çocuk fotoğrafları

 
 
 
 

2 Ekim 2013 Çarşamba

melissa-fe


 
selam,
işe gitmemenin verdiği kafa rahatlığıyla sabahın kör saatlerinde bir şeyler karalamaya karar vardim.melissa-fe adında bir karakter çizeyim dedim. bizim melissa biraz çizerini anımsatan biraz da şaşkın bir kız. melissa'yı çizdim çizmesine ama bilgisayarımda photoshop yoksunluğundan paintte renklendirmeye çalıştım.vasat ama şirin bir çalışma oldu kanımca. amatör karalamalarım arasında
sevdiğim bir kişilik kendisi.
 
 
 
 
 
 sevgiyle
 
KURU-VASAN

melissa-fe

 
 
sevgiyle
 
KURU-VASAN
 
 

30 Eylül 2013 Pazartesi

yazarlardan yazmak üzerine röportajlar





Ernest Hemingway: Git kendini tavana as!


Yazar adaylarına önereceğiniz en iyi zihinsel egzersiz nedir?

iyi yazmayı güç bulduğu için gitsin kendini tavandan assın derim. Sonra da hiç acımadan ipi kesip kendini yazmaya zorlamalı. Bu durumda yazmaya başlarken elinde en azından ipe çekilme hikâyesi olur.

Yaratıcı bir yazar olarak sanatın işlevinin ne olduğunu düşünüyorsunuz? Gerçeğin kendisi yerine niçin temsilini tercih ediyorsunuz?

Bunda şaşıracak ne var? Olmuş şeylerden, var olan şeylerden ve bütün bildiklerinizden ve bilemeyeceklerinizden bir şey ortaya çıkarıyorsunuz ve bu bir temsil değil, tamamen yeni bir şey, bütün gerçek ve yaşayan her şeyden daha doğru. Siz ona can veriyorsunuz ve eğer bunu iyi yaptıysanız ölümsüzleştiriyorsunuz. işte bu yüzden yazıyorsunuz ve bildiğiniz başka hiçbir sebep yok. Ve başka hiç kimsenin bilemeyeceği diğer bütün sebepler.

BLANCANIEVES


YA DA

 PAMUK PRENSES

 
bir varmış bir yokmuş efenim.
evvel zaman içinde bir kuru vasan varmış,bir şeyler yazarmış...
masallar yazası varmış ama yazamamış.
işte o sebepten;
 masalları  dinlemeyi, okumayı ve izlemeyi severmiş.
hayal dünyasında yaşarmış
 kafasında pamuk prensesin, kibritçi kızın, parmak çocuğun ve daha nicelerinin her kafada farklı yaşadığını sanırmış.
ve öyle de olmuş.
pamuk prenses her yeni hayale göre farklı zamanlarda vücut bulmuş.
tabii kurallar değişmeden. kuralları alman grimm kardeşler koymuş..

28 Eylül 2013 Cumartesi

sizde mi istanbula?

 

ARRUGAS 

KIRIŞIKLIKLAR


Cumartesi animasyonu olarak seçtiğim film.
 Beklentilerimden fazlasına sahip bir İspanyol filmi. Film  diyorum çünkü tam olarak büyüklere çizgi-film. İnternette filmle ilgili çok yorum yok. Bu yüzden sıkıcıdır önyargısıyla başladığım film içimi burkan ve gülümseten yanları ile kendini bana çok sevdirdi. İzlemekte iki sene geç kalmışım diye de hafif üzüldüm.
Film hem aşkı,sevgiyi,fedakarlığı,yalnızlığı,arkadaşlığı,vefasızlığı,korkuyu,terk edilmişliği anlatıyor.

27 Eylül 2013 Cuma

27 eylül

 
Ben yazdan sonra üşümeye başlayınca çok sevinirim.
Sonbahar başlangıcı eylül bitmek üzere.
Ben de dışarı çıktım.
Bugün.
Görebildiklerimi fotoğrafladım.
Güzeldi.
'hiç bir şey yapmak gelmiyor içimden anlarım' da yine de hava almalı mevzusu.
Doğruluğunu tekrar onaylayıp tastikledim.
 Çünkü günü değerlendirmek rahatlattı beni.
16.00 suları çıktım.
Tembellik kanımıza işliyor.Üç saat öncesinden orada olmalıydım.

97 gün

 
adam bağcıklarına bakıyordu.
eğildi
ensesine baktı kadın
adam yüzünü döndü.

benim canım kuşlarım zilli'm ve zurna'm


http://zillizurnam.tumblr.com/

26 Eylül 2013 Perşembe

kendime benzeyen insanlar gördüm


 
kendime benzeyen insanlar gördüm.

korktum.

hissettiğin kadarsın işte

 
 

-Hissettiğin kadarsın işte!
Daha fazlası ya da azı değil.
Artık fazla hissedemediğimiz için günümüzde boş bakışlarla süzüyoruz birbirimizi.-

Acordeón música

 
 
Bir körükten çıkan harika tınılar. Beni akordeon sesi keyiflendirir.

25 Eylül 2013 Çarşamba

Nazım'la sahne almak

KEŞKE , keşke .........!

Bu kelimeyle başlayan cümlelerimi çok düşündüm. 
Benim için en çoğu tiyatro ile devam ediyordu. 29 yıldır profesyonel ya da amatör olarak tiyatrocu olamadım ama rüyalarımda prova yaparken ya da alkışlar arasında buluyordum kendimi. Bazen kazara uyanıp aynı rüyaya dalma isteğini de bu rüyalarımdan öğrenmişimdir.


                                                                                                                                                   Fox Tiyatrosu


jazz



 


24 Eylül 2013 Salı

notaların isimleri

Do, re, mi, fa, sol, la, si.

Nereden gelmiş bu isimler?
Neden ju ku klo hayde li  li li değil de do re mi fa sol...?

 
Batı müziği 9. yüzyılın başına kadar notalamadan habersizmiş. Eserler kulak yoluyla kuşaktan kuşağa aktarılıp, bu arada değişime uğruyormuş, zamanla unutulabiliyor haliyle. 9. yüzyılın ikinci yarısında ilk notalama sistemi ortaya çıkmış.
Aslında dinsel bir metinden geliyormuş.İtalya Toskana’da Arezzo katedralinde rahip Guido, 1030 yılında koro çocuklarına duaları ezberletmek için bir yöntem bulmuş. Her yeni sesin bir öncekinden daha yüksek başladığı bir halk ezgisi öğretip
Sonra bunu Latince ve dinsel içerikli bir metne çevirmiş.


lambada

Muhakkak hatırlarsınız!

Soraaaaaa duzifoy, ken yu ciya sami veshyoraaaaa..

 diye başlayan 90'larda tanıştığımız bize kalça hareketi ve lambada eteklerini kazandıran esrarengiz akordiyonlu parça.ayyayyaah! 



native american

 
 
"without cause.. they have killed my wife.. my mother..my child..
without cause.. they have killed your cousins.. your sisters..
without cause.. they have murdered them and taken their heads.
without cause.. they have put them..
with no cause.. "